Bugün sizlerle tanışalı tam 5 yıl olmuş,
Maşallah :)
1,5 yıl ara vermiş olmama rağmen bu yazım ile birlikte tam 493 post yazmışım,bu da 400 den fazla tarif demek.Blogumun açma aşaması ve sonrası ile ilgili gelişmelerden evvel ki yazılarımda bahsetmiştim aynı şeyleri tekrarlamamak adına bu defa lafı çok uzatmak istemiyorum.Demem o ki,
Bir önceki verdiğim aradan sonra kendi kendime bir daha blogumu ihmal etmeyeceğime,küçük olanlar dışında ara vermeyeceğime söz vermiştim.Ama bazen öyle şeyler yaşarsınız ki kendinize verdiğiniz sözleri bile tutamazsınız.Bu sefer ki miskinlikten değil mecburi verilmiş bir araydı.
Eskiden bol tereyağlı yiyeceklere oldukça mesafeliydim,çok ağır gelirdi.Ne zaman ki mıhlama ile tanıştım bu mesafeyi bayağı bir kapattık.O gün bugündür tüm yemeklerimi tereyağı ile yaparım,Yumurta kapamanın da hem yumurta hem de bu kadar bol tereyağ ile yapılması acaba mı dedirtmedi değil bana.Bu nedenle bir süre yapmak konusunda tereddüt ettim ama yine merakıma yenildim,iyi ki de yenilmişim.
Son bir kaç yıldır popülaritesi artan nefis bir tatlı Kıbrıs tatlısı.Aslında ben de yapalı çok uzun zaman oldu ama fotoğrafını beğenmediğim ve tarifte bir kaç küçük değişiklik yapmak istediğimden yayına almamıştım.Tekrar denemek için rafa kaldırdım,ama rafta bayağı uzun bir süre kaldı :)
Kekin tarifi Sevgili arkadaşım Suzan'a ait,uzun yıllar Kıbrıs'da yaşadığını bildiğim için en güvenilir tarif onun ki geldi bana.Muhallebisi bize biraz yoğun geldiği için ben ölçülerini kendi damak tadımıza göre biraz değiştirdim ama kek ölçülerini bire bir uyguladım.Sonuç muhteşem oldu.Hani bomba gibi deriz ya
Karadeniz'in meşhur kara lahana çorbasını bilmeyen yoktur sanırım,benim en sevdiğim çorbalardan biridir,mısır unu ve kara lahananın uyumuna bayılırım.Pazıyı da en az kara lahana kadar severim,mısır unu ile birleşince onunla da nefis bir lezzet çıkacağından emindim.Sonuç beni şaşırtmadı
Mayalı hamur işleri,diğer hamur işlerine oranla vakit bakımından daha çok el oyalasa da,yine de en çok tercih edilen hamur çeşididir.Gerek kokusu gerekse puf puf yumuşacık dokusu ne desek ne kadar uğraşsak değiyor doğrusu.Bir de böyle şık sunumlu halleri var ki en çok da o hallerini seviyorum ben,''hem göze hem mideye'' deyimi vardır ya,işte tam da öyle bir şey.
Kurabiyeler Çay saatlerimizin vazgeçilmez lezzetlerinden biridir.Her ne kadar benim ilk tercihim tuzlular olsa da bazı tatlı kurabiyeler de favorim olmuyor değil.Mesela Browni kurabiye,ıslak dokusu ile beni bile kendine hayran bırakan lezzetlerden biridir.Şerbetli tatlı ile kurabiye arası nefis bir lezzet.Yapımı da oldukça kolay dikkat edilmesi gereken en önemli
Makarna İtalyanlara ait olmasına rağmen onların bile Bizler kadar yediğini,sevdiğini sanmıyorum.Çocuk,yetişkin hepimiz bayılırız,belki de evlerimizde en çok pişen yemeklerin başında gelir.E tabi bu kadar çok tüketilen bir yemeğin bir çok da çeşidi olur,İçine eklediğimiz malzemelerle zengin,besleyici bir ana yemek hazırlaya bileceğimiz gibi,sadece tereyağlı olarak bile tüketebiliriz ki benim en sevdiğim halidir.
Bugün ise hem leziz hem de şıklığı ile davet sofralarına bile yakışan fırın makarna tarifini aşama aşama hep birlikte yapacağız.
 |
| Kaymaklı Poğaça |
Okullar açıldı,doğal olarak beslenme telaşı da başladı.Bugün hangi tarifi yazsam diye düşünürken bu durum seçim aşamasında çok işime yaradı doğrusu.Akabinde beslenme çantası için uygun bir tarif ararken de bu nefis poğaçalar takıldı gözüme.Tarif sevgili pelinchef 'e ait ,dışı kıyır kıyır içi yumuşacık enfes bir poğaça.
Günlerimizin vazgeçilmez üç salatasından biridir makarna salatası.Tabi ki birinci sıra her zaman kısıra ait,ikinci sırada patates salatası var.Özellikle kısırın yerini hiç bir şey tutmuyor,onca salata ve meze tarifi olmasına rağmen hala gözümüz çay menülerinde kısır arar :)
Ama makarna salatası da hem doyurucu hem de lezzetli olması nedeni ile son yıllarda en çok tercih edilen salatalardan biri haline geldi
Birçoğumuz balığı yemeyi çok severiz ama yapmayı pek sevmeyiz,eve sinen kokusu sanki günlerce çıkmıyormuş gibi gelir,öyledir de.Bu nedenle ben mümkün olduğunca fırında yapmaya çalışıyorum.Fırına sinen kokudan da korkmuyor değilim ama onu temizlemek daha kolay geliyor bana.Konusu açılmışken bilmeyenler için küçük de bir püf noktası vermiş olayım
Yıllar önce Burada bahsetmiştim,blog yazarı arkadaşlarımla Eks Mutfak akademisi önderliğinde bir yemek kitabı çıkarmıştık.Her blog yazarı üç tarif ile kitapta yer almıştı.Bende o blog yazarlarından biriydim,o dönemde blogumu açalı çok olmamıştı dolayısı ile benim için çok heyecan verici bir deneyimdi.
Şöyle arşivime ve taslağıma bir baktım da kırmızı mercimekle ne çok çorba tarifi biriktirmişim.Bizim evin en sevilen çorbası olduğu için farklı malzemeler kullanarak çeşitlendirmeyi seviyorum.Hele de Mahluta gibi,Çeşmi Nigar gibi geleneksel lezzetleri yapmayı daha çok seviyorum.
Mahluta çorbası Antakya yöresine ait nefis bir mercimek çorbası,en önemli özelliği
Bir dönem rüzgar gibi esen midye börek sonunda benim blogumda ki yerini de almış oldu.Aslında bir çok kez yaptım ama fotoğrafını bile çekemeden ortadan kayboldu.Sanırım bu böreğin cazip olmasının en önemli nedeni pratik ve şık olması.Zaten bir çok böreği bir birinden ayıran en önemli özelliği de şeklidir,yoksa sosu iç malzemesi üç aşağı beş yukarı genelde aynıdır.Gerçi ben böreklerim de her zaman aynı sosu kullanmam,şekline ve içeriğine göre hazırlarım sosları.
Çoğunlukla yaptığım yemekleri planlı olarak yaparım,önce ne yapacağıma karar veririm,sonra malzemeleri derleyip başlarım yapmaya ve tabi ki notlarımı almaya.Ama bazen evde ki hesap çarşıya uymaya da biliyor niyet ettiğiniz yemeği her hangi bir sebeple vazgeçip başka bir şeyler yapmak zorunda kalıyorsunuz.Bu kek de bu şekilde çıktı ortaya,ıslak kek yapmak için girdiğim mutfaktan evde süt olmadığını fark edince evdeki malzemelerle bu keki yapıp çıktım.
Uzun zaman olmuş kahvaltılık tarif yazmayalı,madem öyle nefis bir Karadeniz yemeği ile bu açığı kapatalım dedim.Kaygana bir çok çeşidi olan bir yumurta yemeğidir.Kahvaltılık bir yemekmiş gibi görünse de aslında Karadeniz de her öğün yenebilen bir yemektir aynı zamanda.Dediğim gibi bir çok çeşidi olan bu yemeğin içine özellikle pazı,ıspanak gibi sebzeler çok yakışıyor,hamsi ile bile yapılıyor.
Et ve tavuk yemeklerine patates püresi kadar yakışan bir yan yemek daha yoktur sanırım.Özellikle servis tabağında değil de pişme esnasında birleştiklerinde en güzel lezzetler çıkıyor ortaya.Daha evvel Patates püresi ile pek çok et ya da tavuk yemeğini birleştirmişliğim vardır,çoğu doğaçlamadır ve sonuç genelde beni mahcup etmemiştir.Bu yemek de onlardan biri,bu defa kaşar peyniri bol tuttum,sadece üzerine rendelemek ile kalmadım,arasında da bolca kullandım.
Kendimi bildim bileli mutfak da denemeler yapmayı,olmayan bir tarifi yılmadan tekrar tekrar denemeyi sevmişimdir.Dünya yemekleri,geleneksel Türk lezzetleri aklıma yatan her yemeği yaparım.Bu durum blog açtıktan sonra daha da farklı bir boyuta ulaştı benim için,hem yine sevdiğim için,hem de blogger olmanın verdiği sorumlulukla yelpazemi daha da genişletmeye başladım.Ama yine de anne,anneanne yemeklerinin yeri bende hala çok ayrıdır.
Hamur işi deyince tuzluların yeri bende çok başkadır.Hele de o mahlep kokusu yok mu ne desen değer.Fırında pişerken ayrı,yerken ayrı seviyorum mahlepin aromasını.Tuzlulara da pek yakışıyor doğrusu.Bugün tarifini vereceğim kurabiye de kıyır kıyır,mis gibi mahlep kokan,çay saatlerinizin vazgeçilmezi olacak türden enfes bir lezzet.Mutlaka deneyin, tadın bu güzelliği.
Tatlı deyince aklına ilk olarak sütlü tatlı gelen bir ben miyim bilmiyorum.Hem daha hafif hem de daha leziz olduğu kesin en azından benim için durum böyle.Hele de karamel aroması yok mu beni benden alıyor.Bu nedenle de krem karamel benim en favori tatlılarımdan biridir.Gerçek krem karamel de yumurta sayısı çok fazla olduğu için genel olarak bu tarifi yapmayı tercih ediyorum.
Yöresel lezzetlere olan ilgimin her geçen gün arttığını daha evvel de yazmıştım.Özellikle de bu aralar yöresel çorbalar ilgi alanım oldu.Ama bir Erzincan gelini olarak bu çorbanın yeri bende çok ayrı.Sanırım bu tarifi yazmakta da oldukça geciktim.İnanılmaz leziz ve besleyici bir çorba,sosunda hem salça hem de yoğurt olması da lezzetine lezzet katıyor doğrusu.
Bilmem kaç kere yapmışımdır süt reçelini ama bir çok tarif gibi onu da yayımlamak nasip olmadı.ilkinde çektiğim fotoğraflar silinmişti,ikincisinde fotoğrafını bir türlü çekememiştim,ardından da verdiğim uzunca ara yüzünden unutulanlar arasında ki yerini aldı maalesef.Kısmet bugüneymiş,denemeyen kaldı mı bilmiyorum ama eğer hala denemeyen varsa ve arşivimde ki yerini alsın diye bir tarif de benden gelsin istedim.
En sevdiğim sebzelerden biridir semiz otu,en çok da salatasını severim.Bu nedenledir ki çeşit çeşit,farklı malzemelerle denemeler yaparım.Genelde yoğurtlu olarak tüketilir ama hafif mayhoş bir ot olduğu için ekşi tatlarla ayrı bir güzel oluyor.Geçtiğimiz günlerde yine aldım semiz otunu elime,ne yapsam diye düşünürken doğaçlama,elimde ki malzemelerle hazırladığım,oldukça pratik ve çok leziz olan bu tarif çıktı ortaya.
Yaşadığımız dönem bizi hazıra o kadar alıştırdı ki,her şeyi hazır alır olduk.Zamanla rahata öyle alıştık ki artık yoğurdumuzu bile evde yapmaz olduk.Ama gel zaman git zaman hazır gıdaların zararlarını okudukça,duydukça yaptığımız hatanın farkına varmış olacağız ki yavaş yavaş ev yapımı yiyeceklere olan ilgimiz arttı,en azından benim ve çevremdekiler için durum böyle.